Pazar , 1 Kasım 2020
En Çok Beğenilenler

MERHABA TATLIM BEN TÜLAY SEX HİKAYEMİ SANA TELEFONDA ANLATMAMI İSTERSEN ARA AŞKIM!
NUMARAM: 0035 351 57 32

eşimin çocukluk arkadaşına kafayı taktım

Ben Sedat. 46 yaşındayım. Kumral uzun
boylu yakışı kl ı biriyim. Eşimse 42 yaşında
bembeyaz tenli harika vücutlu biri. İyi bir
işim var, gelir düzeyim de oldukça yüksek.
Oğlumuz ilköğretimi bitirince onu
yurtdışında okutmaya karar verdik. Uzun
arayışlardan sonra İngilterede bir okula
yerleştirdik. Eşimle hiçbir sorunumuz yok.
Birbirimizi de deliler gibi seviyoruz. Yatakta
da sınır tanımayız. Her şeyi deneyebiliyoruz.
Oğlum yurtdışına gittikten sonra evde yalnız
olduğumuz için cinsel hayatımız daha da
renklendi. Fakat eşimin çocukluk arkadaşı
Sibelin tayini İstanbula çıkıp gelince
hayatımız biraz değişti. Sibel kısa boylu,
minyon tipli, çok hoş bir kız. Mimar olarak
çalışıyor. Ona bize yakın bir ev tuttuk. Evini
taşıdı, oldukça sempatik bir ev olmuştu.
Eşimle de çok iyi anlaşıyorlardı. Sık sık bize
geliyor, biz de ona gidiyorduk. Oldukça güzel
bir kız olmasına rağmen daha evlenmemişti.
Konuşmalarımızda hep ona evlenmesini falan
tavsiye ediyorduk. O da, “Buldukta mı
evlenmedik?” diye geçiştiriyordu. Aramızda
teklif yoktu. Ama ben ona cinsel açıdan hiç
bakmıyordum. Aslında buna da ihtiyacım
yoktu. Çünkü harika bir karım vardı ve her
türlü ilişkiyi deniyorduk.
Bir gece eşimle birlikte dışarıda yemekteydik.
Ama eşim o gece çok farklıydı. Sanki vücudu
elbisesinin dokunuşundan bile tahrik
oluyordu. “Geç kalmayalım, eve gitmek
istiyorum!” dedi. Saat 23 gibi kalktık. Daha
yolda sarkmaya başlamıştı. Eve zor girdik,
antrede öpüşmeye başladık, yatakta devam
ettik. Harika olmuştu her zamanki gibi.
Göğsümde yatarken konuş maya başladık.
İ lk geceyi, gerdek gecemizi unutamadığını
söyledi. Karım benimle evlenmeden önce hiç
erkek arkadaşı olmamış, eline
erkek eli değmemişti. Cinsel bilgisi sadece
arkadaşlarının anlattığı kadarmış, düğün
günü yaklaştıkça içindeki korku büyüyormuş.
Düğün gecesinin heyecanı ve korku hepsi
birbirine karışmış, ben hiç hissetmemiş tim.
Ama benim anlayışımla eşimin ilk gece
korkularını yenmiş ve düşündüğünün aksine
sexten zevk almış, nasıl girecek, nasıl
patlayacak korkusunu atmıştı üzerinden.
Eşim gerçektende o gece çok heyecanlıydı.
Düğün gecesi balayı otelimizdeki süitte ben
sanki o gece gerdek gecesi değil de özel bir
buluşmaymış gibi davranmıştım. Eşimi
sikmek isteğimi belli etmemiştim. Konuştuk
gülüştük, sonra yatağa girdik sarıldık, sabaha
kadar öyle devam etti. Ertesi gün öğleden
sonra bozmuştum eşimin kızlığını. O da
kendi isteğiyle olmuştu ve bir nevi ben
onu değilde , kendi bozmuştu kendini. Ben
sırt üstü yatmıştım, o da üzerime
oturup am ını sikime sürtüyordu. Daha sonra
sikimin başını am ına yerleştirdi ve çok
zevklendiği bir anda kendini
bıraktı. Sikim önce kızlığına dayandı. Bir
hamle daha yaparak tamamını içine aldı.
Sikimin kenarından ince bir kan sızıntısı
oldu. Ve sonrasında ilk orgazmını yaşadı.
Yıllar sonra bunun için tekrar teşekkür etti
bana, ama benden o geceyi bir kez daha
yaşatmamı istiyordu. Ben de, “Nasıl olacak?”
dedim. “Ben planlarım, sen kendini bana
bırak!” dedi. Yeniden sevişmeye başladık,
ikimiz de daha coşkulu orgazm olduk. Ertesi
gün eşim bir otelin balayı suitini tutmuş
hafta sonu için. Anlatmaya başladı:
“Çarşambadan itibaren bana
dokunmayacaksın. Cumartesi günü ikimiz
ayrı ayrı otele gideceğiz. Birbirimizi hiç
tanımıyormuş gibi davranacağız. Ben odaya
yerleşeceğim. Seninle havuzda karşılaşacağız,
orada tanışacağız. Daha sonra neler olacağını
sen halledeceksin. Beni ilk kez tanıştığın
biriymiş gibi tavlayıp sevişmeye ikna
edeceksin!” dedi. “Tamam!” dedim, ama
Çarşambadan Cumartesiye dokunmamak
hoşuma gitmemişti. Ne yapalım
katlanacaktık. Salı gecesi harika bir seks
yaşadık ve perhize başladık. Gerçekten Cuma
gününe kadar gerekli olmadıkça konuşmadı
benimle ve ayrı yattık.
Cuma günü işime gittim. Saat 13 gibi
telefonum çaldı, arayan eşimdi. Annesi
hastalanmış, gitmesi gerekiyormuş. Üzüldüm,
ama bütün plan da bozulmuştu. Ve ben 3-4
gün daha perhize devam edecektim. Uçak
biletini almış, Otelin rezervasyonunu gelecek
haftaya ertelemiş. Uçağı saat 18 de
kalkacakmış. Ne yapalım, tüm
düşüncelerimiz haftaya kalmıştı. Saat 16 gibi
işten çıktım, evden eşimi alıp hava alanına
götürdüm. Yolcu ettim ve hava alan ından
çıktım. Evde yemek yoktu, dışarıda yemek
yiyip eve gidipdinlenmek istedim. Yoldayken
telefonum çaldı. Arayan Sibeldi. Eşimin ona
telefonda annesinin hastalandığını
söylediğini, geçmiş olsun dileklerini iletti.
“Evde yemek yoktur şimdi, istersen bana gel,
yemeğim var birlikte yeriz!” dedi. Ben de
olur dedim. Evinin önüne gelinceye kadar
saat 20 olmuştu. Güzel bir sofra hazırlamış,
balık yapmış. Yemeğe başladık. “Balık Rakısız
olmaz!” dedi, hadi Rakı ile devam ettik. Çok
güzel geçiyordu…
Eşim aradı. Ulaşmış, annesinin ciddi bir şeyi
yokmuş, ama yine de gittiği iyi olmuş. Ne
yediğimi sordu. Ben de, “Sibelde Balık Rakı
yapıyoruz!” dedim. “Sibeli verir misin?” dedi.
Sibel telefonumun hoparlörünü açtı. Eşim,
“Kız kocama iyi bak, aç bırakma, sana
emanet, sakın çapkınlık falan yapmaya
kalkmasın!” dedi, gülüştük. Telefonu
kapattık. Yemek faslı bitince Sibel, “Ben
sofrayı toplayayım!” dedi. Birlikte topladık.
Masayı temizledik. Meyve getirdi, koltuklara
geçtik. Birer duble daha Rakı koydu. Onu da
bitirdik. Yeniden tazeledik. Çakır keyf
olmuştuk ikimiz de. Bir ara mutfağa gitti,
dönerken bileği burkuldu ve elindeki çerez
tabağı yere düşüp kırıldı. Dizlerinin üzerine
kapaklandı. Hemen fırladım kaldırdım,
kanepeye yatırdım. Ayak bileğini ovuyordu.
Sanırım zedelenmişti. Tabağı, dökülenleri
topladım. “Hadi seni yatağına götüreyim!”
dedim. Kolunu boynuma doladı belinden
tutup götürdüm. Yatağa uzattım.
Bileğine baktım, bir şeyi yok gibiydi, ama
yine de ağrıdığını söyledi…
Ben biraz ovaladım iyi gelmişti. Banyoda ağrı
kesici merhem olduğunu, onunla ovmamı
istedi. “Tamam, ama geceliğini giy, taytla
olmaz.” dedim. “Tamam.” dedi. Banyoya
gittim Pomatı aldım biraz oyalandım,
döndüğümde kapıyı tıklattım, “Giyindin mi?”
dedim. “Evet, gelebilirisin!” dedi. Kapıyı
açtım, aman Tanrım, kısacık bir gecelik ve
içinde birşey yok, heryeri görünüyor, ama
memeleri harika. Yinede aklıma kötü birşey
getirmedim, çünkü onu yazlıkta da bikiniyle
ve bir seferinde duşta çıplak görmüştüm.
Yatağın kenarına oturdum ayağını
avuçlarıma aldım, biraz okşadım. Tam elime
Pomat sürecekken doğruldu, iki elimi tuttu,
“Ayağımda birşey yok…” dedi ve ağlamaya
başladı. Sonra da, “Sedat abi senle konuşmak
istiyorum!” dedi. Şaşırmıştım, “Dinliyorum?”
dedim. “Ben bu güne kadar evlenmedim ve
elime erkek eli değmedi. Çıkan taliplerimi de
bir erkeğin bana dokunmasından, kızlığımın
bozulmasından korktuğum için reddettim.
Şimdi bir erkek arkadaşım var ve benimle
evlenmek istiyor. Ama ben korkudan yine
red edeceğim. Kızlığımı değer verdiğim,
güvendiğim birinin bozması ve bu korkumu
yenmemi sağlamasını istiyorum. Bunu da
ancak sen yaparsın, çünkü sana
güveniyorum!” dediğinde daha da
şaşırmıştım…
“Bak Sibel… Kızlığını
sevdiğin adama vermelisin, bunda
korkulacak birşey yok. Ayrıca sen eşimin
arkadaşısın, bunu benimle yapman
doğ ru değil. Ben eşime ihanet etmek
istemiyorum.” dedim. “Hayır… hayır
yapamıyorum. Bir erkeğin bana dokunması
çıldırtıyor beni. Bunu ancak sen yapabilirsin.
Bunu ihanet olarak görme lütfen, ben de
arkadaşımın kocasını ayartan biri değilim. Bu
işi sadece tıbbi bir işlem olarak yerine getir.
Çünkü senden başka bir erkeğin bana
dokunmasına dayanamıyorum!” dedi.
Şok olmuştum. Kafam karmakarışıktı. Salona
geçtim bir duble Rakı koydum kendime.
Karanlıkta oturuyordum. Düşünüyordum.
Nasıl yapardım böyle birşeyi, nasıl
ihanet ederdim eşime, hem de en samimi
arkadaşıyla. Yapmamalıydım, ama Sibel de
zor durumdaydı. En iyisi burdan gitmek diye
düşünürken Sibel geldi salona, kanepeye
yanıma oturdu. Ağlıyordu. “Yapmak
istemiyorsan yapma!” dedi ve bundan
kesinlikle eşime bahsetmememi istedi. Bana
yakındı, kolumu boynuna doladım, başını
göğsüme koydu, titriyordu…
Parmağımın ucuyla kolunu okşamaya
başladım, kasıldı. “Dur, sakin ol, bu
sorununu çözelim birlikte.” dedim. Işığı
yakmadan güzel bir müzik hazırladım ve onu
dansa kaldırdım. Sarıldı boynuma dans
ediyorduk. Sırtını okşamaya başladım, irkildi.
Ben de 3 gündür sikişmemiştim ve kollarımın
arasında dipdiri bir vücut vardı. İncecik
geceliğin üzerine giydiği incecik sabahlık bir
yerini örtmüyordu aslında, memelerinin
ucunun sertleştiğini hissediyordum. Uzun
süre dans ettik. Bir an sırtındaki sabahlığı
çıkardım, önce direndi ama sonra
vazgeçti. Sikim kalkmıştı.
Göbeğine değiyordu. Geceliğini de sıyırdım.
Şimdi kollarımda çırıl çıplaktı. Titriyordu
kollarımda. Kulağına eğ ildim minicik bir
öpücük kondurdum, “Hiç sik elledin mi?”
dedim. Kalbi hızlı hızlı çarpıyordu, “Hayır,
korkuyorum! Sadece bir kere seni yazlıkta
duşta gördüm. Kocamandı.” dedi.
“Gel o zaman!” dedim. Yatak odasına
götürdüm onu. Gardrobundan iki ipek fular
çıkardım, biriyle gözlerini bağladım. Yatağa
sırt üstü yatırdım. Ben de
soyundum, sikim taş gibi oluş, şaha
kalkmıştı. Ama ne yazık kibizim ürkek
ceylanı sikmek kolay olmayacaktı. Beyaz ipek
fuları aln ında gözlerinde gezdiriyordum
irkiliyordu. Yavaşça boynuna indim,
kıpırdamaya başladı. Memelerinin etrafında
dolaşmaya başladım, inliyordu. Sol ayağını
sağ ayağının üzerine koydu ve am ını bacak
arasında sıkmaya başladı. Bir hayli gezdirdim
fuları vücudunda. Derken göbeğine doğru
indim, daha çok kasılmaya başladı, inliyordu.
Kasıklarına indim. Külot çizgisinde
dolaşıyordum. Bacaklarını sıkıyor, kalçalarını
kaldırıp indiriyordu. Birden ağlamaya
başladı. Kasılıyordu. Kalçalarını vurmaya
başladı yatağa, hıçkıra hıçkıra orgazm
oluyordu. Memeleri daha dikilmiş, harika
görünüyor, bacaklarını sıkıp
bıraktıkça am ından sular akıyordu.
Titreyerek sarsılarak boşaldı.
Ben bir sigara yaktım. Sırt üstü yattım. Hep
bu şekilde bacaklarını sıkarak masturbasyon
yaptığını, bacağını açtığında kesinlikle
boşalamadığını söyledi. Gözleri kapalıydı.
“Şimdi sıra sende. Sen de benim vücudumu
tanıyacaksın!” dedim. “İmkansız,
dokunamam!” dedi. “Dene bir kere!” dedim.
El yordamıyla fuları aramaya başladı. “Hayır,
sen parmak uçlarınla gezeceksin!” dedim.
Parmak uçlarını dudaklarıma götürdü,
burnuma, kaşlarıma. Sadece yüzümde
geziyordu. Nefes alışları sıklaşmıştı. Hiç
müdahale etmiyordum. Yüzümde oldukça
oyalandı, nihayet boynuma indi, göğsümde
geziyordu şimdi. Bir an bacağı sikime değdi,
titredi, kasıldı. Devam etti, göbeğime geldi.
Şimdi kolu sikime değiyordu, taş gibi
dikilmişti sikim . Aşağı indi. Sikimin
etrafında dolaştı uzun müddet. Bir türlü
cesaret edip dokunamıyordu. Hiç acele
etmiyordum, mutlaka merakı galip gelecekti.
Yaklaş maya başladı, artık sikime kaçamak
dokunuyordu. Harika oluyordu, içim
geçiyor, sikim hiç olmadığı kadar
sertleşiyordu…
Bir an tamamını tuttu. Bir anda bırakıp
gözlerini açmak istedi. Engelledim. “Hayır
gözlerini açma, istemiyorsan dokunma!”
dedim. “Çok büyük, korkuyorum!” dedi.
Serbest bıraktım, ürkek ceylan yine
çekingen, sikimin etrafında
dolaşmaya başladı. Ama biraz daha
cesaretliydi, parmağının birini sikimin
ucunda dolaştırıyordu şimdi. Memelerinin
ucu sertleşmiş, kasıklarıma değiyordu. Bir
anda tüm eliyle kavradı, geri çekti elini,
tekrar kavradı. Alışmıştı. Okşamaya başladı.
Harikaydı, boşalmamak için zor tutuyordum
kendimi. Sikimin ucuna bir minik öpücük
kondurdu, açılmıştı artık. Biraz sonra ürkek
öpücük yerini müthiş bir oral sexe
bırakmıştı. Harika emiyor, sıvazlıyordu. Uffff
nefisti… Artık zor tutuyordum kendimi, ama
ağzına da boşalmak istemiyordum doğrusu.
Kıpırdadım yerimden. Durdu. Onu sırt üstü
yatırdım. Boynundan kulak memelerinden
öpmeye başladım yeniden kıvranmaya
başladı. Yavaşçacık dudaklara geldim , önce
kaçırdı dudaklarını, sonra teslim etti. Hiç
öpüşmemişti bu güne kadar, acemice
öpüyordu. Sonra kendini bana bıraktı.
Dudaklarını araladım. Dilim diliyle dans
etmeye başladı. Artık ustalaşıyordu.
Yavaş yavaş boynundan aşağıya doğru indim .
Kıvranıyordu. Memelere gelince yine kasıldı.
Ama dilim memelerinin etrafında dolaştıkça
aldığı zevk arttı. Meme uçlarına dil attım,
üzüm gibi şişmişti. Yavaş yavaş
göbeğine doğru indim, ayaklarını yine üst
üste koydu amını sıkmaya başladı.
Aşağı indim, bacaklarını hafifçe aralamak
istedim. Kastı kendini. Anlaşılan
açmayacaktı. Başka formül bulmalıydım.
Yüzü koyun çevirdim. Ensesinden öpmeye
başladım. Aşağıya doğ ru indikçe ürperiyor,
kıvranıyordu. Bel çukurunda dilimle
dairelerçizdim. Kalçalarını kaldırmaya
başladı, bacakları hala sımsıkı kapalıydı,
sıkıp gevşetiyordu. Belinin iki yanından
tutarak kalçalarını kaldırdım, başını yastığa
gömdü, ama bacakları yine bitişikti. Arkadan
harika görünüyordu. Amına dilimi gömdüm,
emmeye başladım. Kalçaları daha çok dikildi.
Emdikçe suları akıyordu. Dilimi sokup
çıkarıyordum derinliklerine. Uzun süre
devam ettim böyle. Sonra sikimi elime
alıp am ında gezdirmeye başladım. Fark
etmemişti. Dilliyorum san ıyordu, ama
bacaklarını da açmıyordu.
Bacaklarını bacaklarımın arasına aldım.
Sikimi dayadım, kıvranıyor, memelerini
yastığa sürtüyor, inliyordu şimdi. Hala
dayadığım sikimi farketmemişti,
dilliyorum sanıyordu. Biraz bastırdı kendini,
başı girmişti. Kızlığına dayanmıştı. İnliyordu.
Hafif hafif girip çıkıyordum, sel gibi suları
akıyordu. Bir anda kalçalarını geriye
verdi, sikim önce kızlığına takıldı sonra yağ
gibi girdi yarıya kadar, iniltisi odayı
dolduruyordu. Kıpırdamadım ben , kendisini
ileri geri oynatarak gidip geliyordu. Biraz
sonra birden bastırdım, şimdi köküne kadar
içindeydi. “Ahhhh!” diye bir ses çıktı.
Sikimin kenarından kan sızıyordu. Biraz
durdu, ileri geri oynatmaya başladı. Artık
kendimi tutamıyordum.
Fışkırmalıydım am ına… Bir anda patladım.
Şaşırmıştı. Kasıldı. “Çok güzel emiyorsun,
içime sıcak birşeyler akıyorrrr, harikaaaa!”
diye hızlandı. O hala sikimin farkında
değildi. Hızlandı, hızlandı ve kasılmaya
başladı. Titreyerek boşaldı, yığıldı yatağa,
ben de üzerine yığıldım…
İ pek beyaz fularla sızan kanı sildim.
Görmeyeceği yere koydum. Yana devrildim.
İkimiz de soluk soluğaydık. Birer sigara
yaktık. Çarşafı göğüslerine çekti. Çok farklı
şeyler hissettiğni söyledi, “Çok güzel emdin
beni, ama içime fışkıran o sıcak şey neydi?”
dedi. Anlaşılan sikildiğinin, o çok korktuğu
kızlığının bozulduğunun farkında değildi.
Güldüm, dudaklarına bir öpücük kondurdum.
Fuları aldım elime, “Artık sen kadınsın!”
dedim. Şaşırdı. Gözlerinden iki damla yaş
süzüldü, “Ne yani, oldu mu şimdi?” dedi.
“Evet… Bak bu kan senin kadınlığa geçişini
simgeliyor!” dedim. Öptüm, kokladım, “Hadi
şimdi banyoya gir!” dedim. Kalktı yataktan,
müthiş vücuduyla banyonun yolunu tuttu.
Ben de yatağa uzandım bir sigara yaktım.
Hiç düşünmediğim şeyler yaşamıştım. Eşim
bilse ayrılmaya bile kalkardı…
Biraz sonra banyodan bornozla geldi,
yanakları pembe pembe idi. Yaramıştı ona.
Kafam karmakarışıktı. Yataktan kalktım
banyoya gittim. Sıcak su iyi gelmişti. Biraz
kafamı toplamıştım. Niyetim duşumu alıp
giyinip evimin yolunu tutmaktı. Banyodan
çıktım, yatak odasına geldim, külodum
pantolonum toplanmış asılmıştı. Ama Sibel
yoktu. Gecenin saat 3’ü olmuştu. Seslendim.
“Salondayım…” dedi. Belimde havluyla oraya
yürüdüm. Siyah bir gecelik giymiş ve
ortadaki sehpanın üzerini boşaltmış, üzerine
çikolata meyve çerez tabaklarını yerleştirmiş,
kristal bir kasenin içine kızlık kanını
sildiğim bembeyaz ipek fuları yerleştirmiş ve
buz kovasının için de bir şampanya şişesi.
“Hayrola?” dedim. “Bunu kutlamalıyız!” dedi.
“Tamam, giyinip geleyim.” dedim. “Yok…
Giyinmene gerek yok, öyle gelebilirsin!”
dedi. “Olmaz!” dedim. “O zaman sadece
külodunu giy!” dedi. Giyip geldim. Beni
oturttu. Şampanya şişesini aldı. Patlattı. İyiki
fazla ses çıkmamıştı, yoksa apartmandakiler
ayaklanabilirdi. Kadehlerimizi doldurdu.
Yanağıma minicik bir öpücük kondurdu,
“Teşekkür ederim! Beni büyük bir sorundan
kurtardın!” dedi.
Ben de, “Bu işi arkadaşınla
yapmalıydın!” dedim . “Yapamadım. Olmadı.
Olamıyor. Hem arkadaşıma bakire
olmadığımı söylemiştim!” dedi.
Şampanyalarımızı yudumlamaya başladık.
Yanıma oturdu. Sırtını kanepenin yanına
dayadı. Ayaklarını kucağıma uzattı. Şeffaf
geceliğin altında külot yoktu. Pırıl pırıl amı
kadınlığının gururuyla gülümsüyordu sanki.
Neden böyle bir korkusu olduğunu sordum.
Ailesinin tek kızıymış. Çok iyi bir yaşantıları
ve çok güzel bir annesi varmış. Küçükken
annesinin odasından sesler geldiğini,
annesinin inlemelerini, Ahhhh ve
Offff’larını duydukça, başını yastığın altına
sokup ağladığını, babasının annesine işkence
yaptığını sandığını anlattı. Sibel biraz daha
büyüdüğünde, bir gece sesler o kadar
artmış ki , kalkıp mutfaktan bir bıçak almış,
annesinin yatak odasının kapısına gelmiş,
içeri dalmayı ve annesini kurtarmayı
düşünmüş. Fakat bir anda aklına kapının
anahtar deliğinden içeriye bakmak gelmiş.
Eğilmiş bakmış…
Babası sırt üstü yatmış, annesini üzerine
oturtmuş. Annesi de, “Ohhh, sik hadi, kökle!”
diye zevkten ve mutluluktan kıvranıp
duruyormuş. Sibel tabii şaşırmış.
Bakmış ki annesi hiçte işkence görüyor gibi
değil, geri odasının yolunu tutmuş. Biraz
sonra annesi banyoya gitmiş. Banyodan
çıktığında Sibel annesini kapıda karşılamış.
Annesi, yüzünde güller açmış bir halde,
Sibelin yanağını sıkmış, “Noldu kızım
uyuyamadın mı? Hadi yat uyu!” demiş ve
gülümsemiş, yatak odasına gitmiş. O geceden
sonra Sibel babasının annesine yaptığı şeyin
kötü birşey olmadığını düşünmüş ve onların
her sevişmelerinde seslerini dinleyerek
masturbasyon yapmış. Üniversiteyi
kazandıktan sonra da birçok erkek arkadaşı
olmuş, ama iş ilerleyince içindeki korku
büyümüş. Dokundurtmamış kimseyi kendine.
Birçok talibini de reddetmiş. Şimdi biriyle
arkadaşmış. Onu da bu korkusundan dolayı
reddetmek üzereyken aklına ben gelmişim.
Bana karşı, diğer erkeklere duyduğu gibi
korku duymadığını, beni yazlıkta duşta
çıplak gördüğünde anlamış. Orada ilk kez bir
erkeğin sikini okşamak istediğini düşünmüş.
Ve benden yardım istemeye karar vermiş…
Şampanyalarımız bitmişti. Kalkıp yeniden
doldurdu kadehlerimizi. Ayağını yeniden
kucağıma uzattı. Etkilenmiş tim. Ayak
bileklerini okşamaya başladım. Ürperdi.
Dizlerine kadar çıktım. Bu arada sikim de
yeniden taş gibi olmuştu. Ayağının birini
kaldırıp kanepenin sırtına koydum. Amı yine
sulanmıştı. Yavaş yavaş yukarıya
doğru hareketlendim . Açıldı iyice,
parmağımı am ının etrafında gezdirmeye
başladım. İnliyordu, gözleri kapalıydı.
Parmağımla klitorisine baskı yapmaya
başladım. İyice ıslandı. Memelerini
geceliğinin üzerinden sıkmaya başladım. Bir
çırp ıda geceliğini çıkardı, pırıl pırıl pürüzsüz
tüysüz vücudu karşımdaydı. Gömdüm
ağzımı am ına, içime çeke çeke emmeye
başladım. Çıldırmıştı. İnlemeye başlamıştı.
Kaldırdım, sırtımı kanepeye yasladım, ata
biner gibi üzerime aldım. Sikim tam am ının
ağzındaydı. Başını sürtüyordum şimdi. Suları
akıyordu. Azıcık eğildi, memelerini
dudaklarıma verdi. Sonra da bir anda
kendini sikimin üzerine bıraktı. Köküne
kadar içindeydi şimdi. Ağzından bir,
Ahhhhh!” döküldü. Komşular duymadıysa
iyi… Zıplamaya başladı üzerimde. Çığlık
çığlığa boşalıyordu. Bende zor tutuyordum
kendimi. Bir anda fışkırtmaya başladım.
Kasıldı, o da geliyordu. Çılgın gibi inip
kalkıyordu. Daha sonra üzerime yığılıp
kaldı.
Kalktık yeniden duşa girdik birlikte,
birbirimizi yıkadık, sonra yatak odasına
geçip sarıldık birbirimize. Zaten gün
ağarmış, sabah olmuştu. Sarıldık öylece
uyuduk. Derin uyurken bir elin sikimle
oynadığını hissettim uyandım, saat 11’i
geçiyordu. Bizim ürkek ceylan sikimle
oynuyordu, “Hayrola?” dedim. “Uyanmalı
artık!” dedi, emmeye başladı. Amı sıcak ve
ıslaktı yine. Sikim yine taş gibiydi, bu
sefer ben de azmıştım. Birden döndürüp sırt
üstü yatırdım, bacaklarını omzuma aldım,
kökledim, gerçek sikilmeyi görmeliydi.
Çıldırmıştı yine, kökledikçe inliyor,
bağırıyordu. Kalçalarına vura vura siktim,
yine biraz sonra çılgın gibi içine fışkırtım. O
da boşalıyordu. Harikaydı. Bittik ikimiz de.
Yığıldım kaldım üzerine. Kalktık banyoya
girdik. Ben banyodan çıkıncaya kadar
kahvaltıyı hazırlamıştı. Birlikte kahvaltı
yaptık. Giyindim evden çıktım. En yakın
eczaneye uğray ıp ‘Ertesi Günü’ haplarından
aldım. Geri döndüm, ürkek
ceylanıma içirdim . Ne olduğunu sordu.
Söyledim, “Seni kocana açık göndereceğim,
ama hamile göndermek istemem!” dedim,
gülüştük. Dudaklarımdan öperek uğurladı.
Evime gittim. Yatağı yatılmış gibi bozdum.
Akşam eşim gelecekti. Hava alan ından
alacaktım onu. Sanki kahvaltı yapmışım gibi
çay demledim. Kahvaltı sofrası hazırladım.
Her şey eşimin şüphelenmeyeceği şekildeydi
artık. Biraz uzanıp dinlendim. Ve akşam 19
da hava alanının yolunu tuttum. Gelmişti
fıstığım. Eve geldik, yemek hazırladık,
birlikte yedik. Biraz sonra Sibel telefon açtı,
“Hoş geldin!” dedi. Eşim de, “Kız kocama iyi
baktın mı? Aç falan bırakmadın değil mi?”
dedi. Sibel de, “Yok yok, çok iyi baktım. Balık
Rakının üzerine kaymaklı kadayıfta
yedirdim!” 🙂 dedi. Gülüştüler. Ben birşey
anlamamıştım, ama meğerse iş başkaymış…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*